Marksçı Bürokrasi Kuramı

Şubat 17, 2008 |

Marksizm’e göre, devlet de, aslında sınıflar arasındaki uzlaşmazlığın bir ürünüdür. Devlet, egemen sınıfın, kendi ayrıcalıklı durumunu sürdürebilmesi için, çoğunluğa karşı verdiği mücadelede bir araçtır. Devlet, toplumun dışında ya da onun üstünde bir şey değildir.

“Marksizm’e göre, özellikle Sanayi Devrimi’nden sonra, kapitalist toplumlardaki çelişme, burjuvazi ile işçi sınıfı (proletarya) arasındadır. Kapitalizmin gelişmesi için Sanayi Devrimi ile ortaya çıkan burjuvazi-işçi sınıfı çatışması, insanlık tarihinde son sınıf çatışmasıdır. İşçi sınıfının burjuvaziyi devirip, toplumu sınıfsız hale getirmesiyle bütün insanlık tarihini kaplamış olan sınıf çatışmaları dönemi de sona erecektir. Kapitalizmin yıkılması kaçınılmazdır. İşçi sınıf, iktidarı, bir «devrim»le burjuvazinin elinden aldıktan sonra, yeni bir toplumun yapımına girişecek ve «komünist toplum»a ulaşacaktır.”

MARX’IN KURAMA YAKLAŞIMI :

Marksçı kurama göre, bürokrasi, sistemli ve hiyerarşik bir işbölümü çerçevesinde ve mutlakçı krallıkların çöküş döneminde oluşmaya başlamıştır. Bürokrasi, burjuva devlet gücünün vazgeçilmez bir organıdır ve kapitalist gelişmeyi engelleyen orta çağ kalıntılarına (feodallik hakları, yerel ayrıcalıklar, lonca tekelciliği…vb.) karşı verilen savaşın en etkili silahı olmuştur. Gelişen orta-sınıf toplumun feodaliteden kurtuluşunun bir aracı olarak görev yapan bürokrasi burjuvaziyle proletarya arasındaki çelişkilerin keskinleşmesiyle birlikte, sermayenin emeği köleleştirmesinin bir aracı durumuna dönüşmüştür, burjuva toplumlara özgü bir yönetim ilişkisi haline gelmiştir. Marksçı kuram, bürokrasiyi, toplumla devlet arasındaki görünür bağların kopması sürecinin kapitalist toplum dönemine rastlayan son aşaması olarak görmektedir.

“Tarihteki temel sınıf bölünmelerini yansıtan devlet biçimleri köleci toplumdan feodaliteye ve oradan kapitalizme geçiş süreci içinde biraz daha «merkezci» duruma gelmişlerdir. Fakat feodalitenin çözülüş süreci, feodalliğin devlet çatısını oluşturan «krallık yönetiminin» yetersizliğini ortaya çıkarmıştı. Oysa ki, gelişen burjuvazi çok daha merkezci iktidar organlarına ihtiyaç gereksinim duyuyordu. Marksçı kurama göre, bürokrasi, feodalliğe karşı burjuvazinin yürüttüğü kesintisiz savaşın kapitalist toplum tabanına dayalı temel silahıdır.” Burjuva devrimleriyle oluşan kapitalist toplum tabanı, demokrasinin oluşum ve gelişmesine üç bakımdan elverişlidir:

I. Feodal mülkiyet ilişkilerine son vererek özel mülkiyeti yaygınlaştırmışlardır. Küçük, işletme mülkiyeti ise, ülkenin her yanında eş-düzeyde kişi ve ilişkiler yarattığından güçlü ve hacimli bir bürokrasi için en uygun toplum tabanını oluşturmaktadır.

II. “Küçük işletme mülkiyeti, soylular tabakasını yok ederek, devlet gücünün ilk kademe organları eliyle ve yumuşatılmamış bir biçimde toplumsal yaşayışı doğrudan etkileyip denetleyebilmesine gerçeklik vermiştir.”

III. Küçük işletme mülkiyeti tabanı, toprakça doyurulamadıkları için büyük kentlere göç etmiş ve çok sayıda devlet görevinin oluşturulmasını zorunlu kılan bir nüfus fazlası yaratmıştır.

Marksçı kurama göre, toplumun feodal kalıntılardan arındırılmasıyla birlikte bürokrasi de nitelik değişikliği göstermiştir. Mülkiyete ve dayandığı sınıfın varlık koşullarına yönelen saldırıların artmasına bağlı ve paralel olarak, merkezci nitelikteki devlet organlarınca uygulanacak kurumlanmış baskı yöntemlerine duyulan gereksemeler de artmış devlet gücünün her an ve her yerde hazır organlarının oluşturulması öncelik kazanır olmuştur.

Devlet öncelikle, en yaygın belirtilerden en önemsiz kıpırdanmalara kadar toplumun her yanını denetim altında bulundurmak zorundadır. Hacimli ve kapsayıcı bir bürokrasi öncelikle bunu sağlamaktadır. İkinci olarak, devlet, organlarının giderek «merkezci» olması ve bu merkezciliğin de aşırılığa varması sonucu, çok sayıda kişiye geçim kaynağı olan dev bir çıkar yığınına dönüşmüştür. Bürokrasi, bu bağlamda devleti koruma ve gözetme işini kurumlaştırıp sürdüren temel araçtır. Son olarak, yönetim aygıtında görülen aşırı merkezci eğilimlerin etkisiyle toplumsal yaşayışın her köşesine kol atan devlet, var olabilmek için, karşısındaki siyasal yapıyı gevşek durumda ve kendisine bağıntılı tutmak zorunluluğunu artan ölçüde duyar olmuştur. Bürokrasi doğrudan ve dolaylı baskı yöntemleri artan, ancak güçlü hükümetin anlamdaşı ağır vergilerle beslenebilen bir sorumsuz kamu gücü durumuna gelmektedir. Bürokrasi, devletin giderek ömrünü tüketmesine öngelen son burjuva yönetim biçimi olarak belirmektedir.

Marx ve onu izleyen marksçı düşünürlere göre, sınıflar ve devlet nasıl kaçınılmaz biçimde ortaya çıkmışlarsa, aynı şekilde ekonomik gelişmenin belirli bir aşamasında sınıflara duyulan gereksemenin ortadan kalkmasıyla devlet de ömrünü tüketme çizgisine girecektir. Marksçı düşünür ve uygulayıcılar, bürokrasinin yok edilmesi için başlıca üç tedbir öngörmüşlerdir:

I. Tüm ücretlerin «ortalama işçi ücreti» düzeyine indirilerek kamu görevlilerinin ayrıcalıklı durumlarına son verilmesi,

II. Bürokrasiye karşı en etkili koruma aracının «doğrudan demokrasi» olduğundan çıkılarak, «güçler ayrılığı» ilkesine son verilmesi, tüm yasama ve yürütme yetkilerinin seçilmiş kişilerden oluşan tek bir yasama organında toplanarak «güçler birliği» ilkesine gerçeklik verilmesi ve herkesin artan ölçüde devlet yönetiminde yer alması ve yönetme yetenekleri edinmesiyle birlikte yönetilme gereğinin ortadan kalkmasını sağlayacak bir mekanizmanın oluşturulması,

III. Her görevin o görevi en iyi yapabilecek kişi tarafından doldurulması ve yetersizliği anlaşılan kişinin de hemen görevden alınabilmesi için, tüm kamu görevlilerinin seçimlik, sorumlu ve azledilebilir kılınmaları, bir başka değişle, kamu görevlerinin doldurulup boşaltılmasında genel oya başvurulmasıdır.

“Marksçı bürokrasi kuramı, belli bir toplumsal olgunun içinde geliştiği koşullara göre açıklanmasını amaçlayan bir düşünsel çaba olduğu kadar, koşullarla birlikte ürünlerinin de değiştirilmesine yönelen bir siyasal eylem biçimi olduğu için diğer bürokrasi kuramlarından bu noktada ayrılır.”


Yorumlar

You must be logged in to post a comment.

Name (gerekli)

Email (gerekli)

İnternet sitesi

Speak your mind