<!–adsense–>
Irak’ta yaşanan gelişmeler ve bu ülkenin geleceği, hem barış ve istikrar bakımından hayati bir önem taşımakta hem de Orta Doğu genelindeki coğrafyada demokrasi deneyimi bakımından bir örnek olay teşkil edecektir.
<!–adsense–>
Irak’taki gelişmeler gerek uluslararası camianın gerek Türkiye’nin gündeminde önemli bir yer tutmaya devam etmektedir. Siyasi süreçle ülkenin birlik ve bütünlüğünün korunduğu bir temelde, Irak toplumunun tüm kesimleri arasında geniş bir sosyal oydaşmaya dayalı demokratik bir Irak oluşturulması başlıca hedefi teşkil etmektedir. Türkiye, şiddetin artık yaşanmadığı, kendisiyle ve komşularıyla barışık, uluslararası camiaya tam olarak tekrar entegre olmuş, istikrar ve güvenliğin tesis edildiği demokratik bir Irak görmeyi arzu etmektedir.
Irak’ın toprak bütünlüğünün ve ülke birliğinin korunması, güvenlik ve istikrarın yeniden tesisi, toplumun tüm kesimlerini temsil eden demokratik bir hükümetin kurulması ve ülkenin hızlı bir şekilde yeniden imarı, Türkiye’nin Irak’a ilişkin öncelikli hedefleri arasında yer almaktadır. Türkiye, bu hedefleri sadece Irak için değil, aynı zamanda bölgesinde, geniş Orta Doğu’da ve tüm dünyada barış ve istikrar için önemli bir unsur olarak değerlendirmektedir.
15 Ekim 2005 tarihinde yapılan Anayasa referandumuyla Irak’daki siyasi süreç, 15 Aralık 2005’te yapılması öngörülen genel seçimlerle tamamlanacak olan son aşamasına doğru yol almaktadır. Türkiye, yeni anayasa yazım çalışmaları da dahil, siyasi sürecin her safhasında Irak’taki tüm kesimlerin geniş biçimde katılımını, şeffaf ve kapsayıcı bir yaklaşım benimsenmesini başından beri teşvik etmektedir.
<!–adsense–>
Bu doğrultuda Türkiye, Irak’taki önde gelen tüm kesimleri temsil eden siyasi parti ve gruplarla, aralarında birlik ve uyum sağlanabilmesi ve siyasi sürecin sorunsuz bir biçimde ilerleyebilmesini temin amacıyla temaslar sürdürmektedir.
Yeni Anayasa üzerinde süren uzun istişare ve müzakereler dikkate alındığında, Anayasa’daki çeşitli boşlukları doldurmak ve referandum ertesinde de ulusal oydaşmayı genişletmek hedefiyle, önümüzdeki dönemde bazı yasal düzenlemeler üzerindeki çalışmaların devam etmesi beklenmektedir. Bu kritik geçiş evresinde, katılımcı anlayışın gelişerek sürmesi ve Irak toplumunun tüm kesim ve partilerin sürece dahil olması ilk önceliği oluşturmaktadır. Türkiye, bütün Irak halkına siyasi sürecin yanında yer almalarını, gerçek bir demokrasi kültürü ve uzlaşı ortamı oluşturma yönünde gayret sarfetmeleri çağrısında bulunmaktadır.
<!–adsense–>
Irak’ta gittikçe kötüleşen güvenlik ortamı ciddi bir endişe kaynağı oluşturmaktadır. Türkiye, istikrar ve barışın yanı sıra Irak’ın yeniden imarı bakımından da büyük önem taşıyan asayiş durumunun, Irak halkı içinde siyasi süreci sahiplenme duygusu yerleştikçe daha iyiye doğru gideceği inancındadır.
Bu dönem içinde Türkiye, her bakımdan Irak’ın adeta küçük bir nüvesini teşkil eden Kerkük’teki gelişmelere yönelik kaygılarını da dile getirmektedir. Kerkük bütün Irak halkına aittir. Hiçbir grup ya da topluluğun Kerkük üzerinde siyasi ve idari bakımdan tek başına hak iddia etmesine izin verilmemelidir. Bu çerçevede, Kerkük üzerindeki mevcut tartışmalar, Irak’taki siyasi sürecin başarısı bakımından da önemli bir sınav niteliği taşımaktadır. Anayasa referandumu ve 15 Aralık’ta yapılacak seçimler ile siyasi sürecin nihai bir aşamaya geldiği bir dönemde, Kerkük’ün statüsü konusu da dahil olmak üzere, BM’nin Irak’taki varlığı ve rolü de kritik bir önem kazanmıştır. BM Güvenlik Konseyi’nin 1546 sayılı kararı, BM’nin böyle daha ön planda bir rol üstlenmesi için gerekli altyapıyı sağlamaktadır.
<!–adsense–>
Türkiye, Kerkük’ün gelecekteki statüsü hakkında devam eden tartışmaları ve Kerkük’teki demografik dengeleri daha şimdiden değiştirmiş bulunan tek taraflı eylemleri yakından izlemektedir. Dışişleri Bakanı Sayın Abdullah Gül, BM Genel Sekreterine hitaben yazdığı mektubunda Kerkük’ün hassas niteliğinin altını çizmiş ve Kerkük’ün özel statüsünün muhafazası suretiyle şehrin çok etnili ve çok kültürlü niteliğinin korunmasının gerekliliğini vurgulamıştır.
Türkiye, geçtiğimiz 25 yıl boyunca Irak ve çevresinde meydana gelen olayların sonucunda ortaya çıkan insani, iktisadi ve güvenlik sorunlarından olumsuz yönde en fazla etkilenen bölge ülkesi olmuştur. Bundan dolayı, Irak’ta normale dönüş, barış ve istikrarın süratle yeniden tesisi Türkiye için büyük önem taşımaktadır.
Bu doğrultuda Türkiye, siyasi süreci desteklemeye ve güvenlik, barış ve istikrar arayışında Irak’a yardımcı olmayı kararlı bir biçimde sürdürmektedir. Irak’ın ulusal güvenlik ağı ve yeteneklerinin yeniden tesis edilmesinin öneminin bilinci içerisinde Türkiye, Irak’taki NATO Eğitim Misyonu’na da katkı sağlamaktadır. Türkiye’nin Irak’a insani yardım, temel mal ve hizmetlerin ikmalinde ana arter olarak sağladığı katkılar da Irak’ın yeniden yapılandırılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu süreç içerisinde Türk vatandaşlarının kaçırılmaları, rehin alınmaları ve terör eylemleri sonucunda hayatlarını kaybetmeleri, tabiatıyla Türkiye için derin bir üzüntü kaynağı oluşturmaktadır.
Hükümetimiz, Türkiye’nin Irak konusundaki ulusal ve uluslararası plandaki çabalarının eşgüdümünün sağlanmasını teminen bir Irak Özel Temsilcisi atamıştır. Ayrıca, Irak’a yönelik yardımlarımızda eşgüdümü sağlamak amacıyla bir üst düzey Yeniden Yapılanma ve İnsani Yardım Özel Koordinatörü de görevlendirilmiştir.
Bunların yanında, demokratik kurumlar, anayasa, seçim sistemi ve yasamaya ilişkin konularda Irak’taki siyasi partilerin temsilcilerine yönelik olarak ülkemizde bir dizi brifing ve seminer düzenlenmektedir. 2005’in ilk yarısında, çeşitli siyasi partileri temsilen altı ayrı Irak heyetinden yaklaşık 200 temsilci bu seminerlerden istifade etmek amacıyla ülkemizi ziyaret etmiştir.
<!–adsense–>
Türkiye, Irak ve komşuları arasındaki istişareler sürecini teşvik etmeyi sürdürmektedir. Irak’a yönelik ABD liderliğindeki askeri müdahale öncesinde, 2003 yılı Ocak ayında Türkiye tarafından başlatılan Irak’a Komşu Ülkeler Girişimi çerçevesinde, bugüne kadar Dışişleri Bakanları seviyesinde sekiz resmi, iki gayri resmi toplantı gerçekleştirmiştir. Bu mekanizma, yararlı bir görüş alışverişi platformu sağlaması ve Irak’ta istikrara ve kalıcı barışa katkıda bulunmaya yönelik bölgesel yaklaşımların uyumlaştırılması bakımından önemli bir işlev görmektedir.
30 Nisan 2005 tarihinde İstanbul’da yapılan 8. Resmi Irak’a Komşu Ülkeler Dışişleri Bakanları toplantısında Türkiye’nin davetiyle, AB ve İKÖ de ilk defa temsil edilmişlerdir.
30 Ocak 2005 seçimlerinden sonra Irak’ta Başbakanlığı üstlenen İbrahim El-Caferi ilk yurtdışı seyahatini Mayıs 2005’te Türkiye’ye yapmıştır. Bu ziyaret vesilesiyle, iki ülke arasındaki işbirliğinin daha da güçlendirilmesi ve çok boyutlu bir nitelik kazandırılması konusundaki karşılıklı görüş birliği bir kez daha teyid edilmiştir.
Türkiye ayrıca, Irak’ın yeniden inşası ve siyasi geçiş sürecine uluslararası destek sağlamaya yönelik olarak ABD ve AB’nin himayesinde 21-22 Haziran 2005 tarihinde Brüksel’de düzenlenen Uluslararası Konferans’a da katılmıştır.
Türkiye, sınır güvenliği ve terörizme karşı mücadele konularının tartışıldığı, 19 Temmuz 2005 tarihinde Irak’a Komşu Ülkeler İçişleri Bakanları 2inci Toplantısı’na da ev sahipliği yapmıştır. Anılan toplantıda Bakanlar, güvenlik alanındaki mevcut işbirliği anlaşmaları ile uyumlu ve bu anlaşmalara ilave niteliğinde Irak ve komşuları tarafından sonuçlandırılmak üzere çok taraflı bir protokolü bir sonraki toplantıya kadar kaleme almak yönündeki Türk heyetinin getirdiği öneriyi memnuniyetle karşılamışlar ve bu bağlamda, bir ilk adım olarak böyle bir işbirliğinde temas noktası olarak görevlendirilecek yetkililerin belirlenmesini kararlaştırmışlardır.
PKK/KONGRA-GEL terör örgütü üyelerinin ve uzantılarının kuzey Irak’ta süregelen varlığı ikili ilişkilerde müzmin bir sorun olmaya devam etmektedir. Bu konuda Irak Hükümeti’nin etkin bir biçimde harekete geçmesi ve önlemler alması gerekmektedir. Geçtiğimiz aylarda kuzey Irak’tan faaliyet gösteren PKK bağlantılı terörist unsurların varlığında, eylemlerinde ve oluşturduğu tehditte önemli artışlar gözlenmiştir.
Türkiye, Irak topraklarından kendisine yönelik terörist tehdidin “terörizme sıfır hoşgörü” ilkesi doğrultusunda acil ve etkin tedbirler gerektirdiğini tüm ilgili tarafların dikkatine açık bir biçimde getirmiştir. Türkiye, ABD ve Irak, PKK terörizmi ile mücadelede işbirliği imkanlarının tespit edilmesi amacıyla üçlü bir diyalog sürdürmektedir.
<!–adsense–>
Henüz yorum yapılmamış.
Fatal error: Call to undefined function: post_comments_feed_link() in /home/vsdergi/domains/dusunmesanati.com/public_html/wp-content/themes/GrungeMag/comments.php on line 52