<!–adsense–>
Zengin doğal kaynaklara ve müreffeh bir gelecek potansiyeline sahip olan Orta Doğu, maalesef onlarca yıldır karışıklık ve çatışmalar içindedir. Türkiye, bölgedeki istikrarsızlık ortamından olumsuz yönde etkilenmektedir. Bu nedenle, mevcut sorunların çözümlenmesi Türkiye’nin çıkarınadır. Türkiye ayrıca, tüm bölge ülkeleri ve halklarıyla arasındaki derin tarihi ve kültürel bağlar nedeniyle, Orta Doğu’nun kalıcı barış, güvenlik, refah ve yoğun işbirliği içeren bir coğrafyaya dönüştürülmesi yönündeki çabalara aktif katkıda bulunmayı bir sorumluluk olarak görmektedir.
Türkiye, iyi yönetişim, hukukun üstünlüğü, hesap verebilirlik, kadın-erkek eşitliği, liberal ekonomi, bölgesel işbirliği ve terörizmle mücadele alanlarında kendi tecrübelerini temel alan bir Orta Doğu vizyonuna sahiptir. Bu vizyon ayrıca, Avrupa düzlemindeki işbirliği süreçlerine katılan ve Balkanlar ile Karadeniz’deki bölgesel forumlara öncülük eden Türkiye’nin edindiği değerli tecrübelerin paylaşılması imkanını da sunmaktadır. Uzun süredir bölgesinde olumlu değişimin güçlü bir savunucusu olan Türkiye, bölge ülkelerinin özgün reform çabalarını desteklemektedir. Türkiye, bu doğrultuda, bölgedeki ekonomik, siyasi ve sosyal koşulların iyileştirilmesi bakımından büyük umut vaadeden mevcut yerel girişimleri teşvik etmekte ve desteklemektedir.
<!–adsense–>
Bu çerçevede Türkiye, Haziran 2004’te Sea Island’da düzenlenen G-8 Zirvesi’ne demokratik ortak olarak iştirak etmiş ve Geniş Orta Doğu ve Kuzey Afrika (GODKA) girişimi içerisinde yer alan mekanizmalardan Demokrasi Yardım Diyaloğu’nun eş başkanlığını İtalya ve Yemen ile birlikte üstlenmiştir.
Türkiye, Kasım 2004’te Roma’da düzenlenen ilk resmi Demokrasi Yardım Diyaloğu (DYD) toplantısına ve Aralık 2004’te Fas’ta gerçekleştirilen Gelecek İçin Forum toplantısına aktif biçimde katkı sağlamıştır. Bu toplantılar bölge ülkelerinin ve G-8 ortaklarının kalkınma ve reformlara bağlılıklarını teşvik etmeyi ve paylaşılan bir gelecek için bu ortaklığın genel eğilimini tanımlamayı amaçlamıştır. Kadının toplumdaki yerinin güçlendirilmesi konulu ilk tematik DYD toplantısı, 20 GODKA ülkesinden 37 Sivil Toplum Kuruluşu (STK) ve 6 Hükümet temsilcisinin katılımıyla 20-21 Haziran 2005 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilmiştir.
<!–adsense–>
Türkiye, Orta Doğu’da kalıcı barış, güvenlik ve istikrara ancak İsrail-Filistin uyuşmazlığının müzakere yoluyla çözümlenmesi sonucunda ulaşılacağına inanmakta ve bu yöndeki uluslararası çabalara aktif olarak katılmaktadır. Dörtlü Girişimin (Quartet) hazırladığı Yol Haritası bu bağlamda tarafların iyi değerlendirmesi gereken değerli bir fırsat sunmaktadır. Türkiye, İsrail ve Filistin’in iki devlet şeklinde, güvenli ve uluslararası planda tanınmış sınırlar içinde birarada yaşamasını öngören çözüm vizyonunu desteklemekte, dolayısıyla 1397 sayılı BM Güvenlik Konseyi (BMGK) Kararı’nı ve Yol Haritası’na 1515 sayılı BMGK Kararı ile verilen desteği bu amaca yönelik önemli bir adım olarak görmektedir.
2005 Şubat’ında Şarm el Şeyh Zirvesi ile ilan edilen ateşkesi ve bunun ertesinde taraflarca atılan adımları memnuniyetle karşılayan Türkiye, Zirve ve sonrasında İsrail’in Gazze Şeridi’nden çekilmesiyle yaratılan olumlu ortamın, Barış Süreci’nin tekrar canlandırılması bakımından önemli bir fırsat sunduğunu değerlendirmektedir. Türkiye, İsrail’in Batı Şeria’da da aynı olumlu adımları atmasını temenni etmektedir.
İsrail’in geri çekilmesiyle oluşan olumlu ortam, bu ülkenin ikili ilişkilerine de yansımıştır. İsrail ve Pakistan Dışişleri Bakanları’nın, diplomatik ilişkilerin tesisine yönelik olarak 1 Eylül 2005 tarihinde Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da bir araya gelmeleri bu bağlamda bir örnek oluşturmaktadır.
Türkiye, uluslararası toplum tarafından Orta Doğu’da barışın sağlanması için gösterilen çabalara aktif biçimde katkı sağlamaktadır. Her iki tarafla sahip olduğu geleneksel ve mükemmel ilişkilerin yardımıyla, bu amaç doğrultusundaki çabaları tamamlayacak yapıcı bir rol oynamak için elverişli konumda bulunmaktadır. Türkiye’nin 1949’a kadar uzanan İsrail ile diplomatik ilişkileri, aradan geçen süre zarfında hem iki ülke hem de bölge istikrarına fayda sağlayan bir biçimde gelişme göstermiştir. Bu sorunlu coğrafyada barış kök saldıkça, İsrail ile bağlarının ve işbirliğinin diğer bölge ülkeleri için de bir örnek oluşturacağına inanan Türkiye, ayrıca, her iki tarafın da talebi çerçevesinde, halen “El Halil’deki Geçici Uluslararası Mevcudiyet”e (TIPH) de katkı sağlamaktadır. İsrail’in Gazze’den çekilmesi sonrasındaki yeni dönemde de tarafların ihtiyaç ve taleplerini karşılamaya hazır olan Türkiye, bu doğrultuda, geri çekilme sonrasında Dörtlü Girişim’in (Quartet) Özel Temsilcisi James Wolfenshon’un Filistin topraklarındaki yeniden yapılanmaya yönelik çalışmalarına da destek vermektedir.
<!–adsense–>
Ekonomik işbirliğinin taraflar arasında güveni artırabileceğine inanan Türkiye, geçtiğimiz yıl Filistin ve İsrail arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri geliştirmek amacıyla, Türkiye’nin de katılımıyla Ankara Forumu olarak anılan üçlü bir süreç başlatmıştır. Ankara Forumu’nun TOBB tarafından Nisan 2005’de düzenlenen ilk toplantısını Kudüs’teki ikinci toplantı (Haziran 2005) ve İstanbul’daki üçüncü toplantı (Eylül 2005) izlemiştir.
9 Ocak 2005 tarihinde gerçekleştirilen Filistin Başkanlık seçimlerinin hemen öncesinde, Dışişleri Bakanı Bakanı Sayın Abdullah Gül yeni yılın ilk resmi gezisini İsrail ve Filistin’e yapmıştır. Filistin’in isteği üzerine, bu seçimleri izlemek için Türkiye bir gözlemci heyeti de göndermiştir. Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bu yılın Mayıs ayında bölgeye gerçekleştirdiği ziyaret de, İsrail-Filistin cephesinde kaydedilen olumlu gelişmelerin pekiştirilmesi ve ileriye götürülmesinde, iki tarafın da güvenini haiz bir bölgesel aktör olarak Türkiye’nin aktif bir rol üstlenmeye hazır bulunduğunun bir kez daha vurgulanmasına vesile teşkil etmiştir.
Türkiye, ayrıca, sağlık, eğitim, kamu maliyesi, kurumsal yapılanma, güvenlik, turizm ve tarım gibi alanlarda Filistin Yönetimi’ne yardım sağlamaktadır. 2003 yılında kabul edilen bir eylem planı çerçevesinde Türkiye, Filistin halkının ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunmakta, Filistinli öğrencilere ve polis adaylarına burs tahsis etmekte ve mesleki eğitim programları düzenlemektedir. Ayrıca Filistin’e yirmi beş bin polis üniforması bağışlamıştır. Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA), Filistin Yönetimi’ne yaptığımız mali ve teknik yardımın eşgüdümünü sağlamak amacıyla Başbakanımızın ziyareti sırasında Ramallah’da bir bölge ofisi açmıştır. Türkiye, bu çerçevede Filistin halkının iktisadi ve sosyal kalkınması için yaklaşık 23 milyon dolarlık yardım sağlamıştır.
Türkiye, bölgede kalıcı barış ve istikrarın sağlanması yolunda ortaya çıkan fırsatın taraflarca değerlendirilmesini güçlü bir biçimde teşvik etmektedir. Barış Süreci’ni ileriye götürmek için taraflarca talep olunacak her türlü yardımı yapmaya hazır olduğunu her vesileyle yinelemektedir.
<!–adsense–>
Henüz yorum yapılmamış.
Fatal error: Call to undefined function: post_comments_feed_link() in /home/vsdergi/domains/dusunmesanati.com/public_html/wp-content/themes/GrungeMag/comments.php on line 52